Irak’ta Barzani’nin bağımsızlık referandumunun “savaş sebebi”(casus belli) sayılması gerektiğine dair Sayın Genel Başkanımızın açıklaması aslında Türkiye’nin kadim menfaatlerini koruma kararlılığını ortaya koymuştur.

57. Hükümet Döneminde de Irak’a müdahale konusu gündemdeydi ve Irak konusunda milli bir politikanın esasları o zaman tesbit edilmişti. 26 Mart 2001 tarihinde Başbakanlığın ilgili kurumlara gönderdiği yazısında “Kuzey Irak’ta bizim için hiçbir şekilde kabulü mümkün olmayan senaryo, bağımsız bir Kürt devletinin ilanıdır. Bu doğrultudaki bir deklarasyon tarafımızdan “müdahale nedeni” sayılmalıdır.” denmektedir.

Yazıda Dışişlerinin hazırladığı rapor doğrultusunda ivedilikle önlem alınması hususu Bakanlıklara ve ilgili kurumlara talimat olarak verilmiştir.

“Irak’a Yönelik Politikamızın Genel Esasları” başlığı altında şu maddeler sıralanmıştı:
 Temel esas, BM ve komşuları ile sorunu olmayan, komşularına tehdit oluşturmayan demokratik bir Irak’ın özendirilmesidir.
 Irak’ın toprak bütünlüğü korunmalıdır.
 Merkezi yönetimin otoritesi nihai olarak ülkenin tamamında tesis edilmelidir.
 Irak’taki Türkmenler’in hakları, Irak’ın eşit vatandaşları olarak korunmalıdır.
 Irak’taki etnik azınlıkların ayrı bir yönetime sahip olmamaları gözetilmelidir.
 Irak Türkiye”ye askeri açıdan bir tehdit teşkil etmemelidir.
 Bölge dışı güçlerin Irak’a müdahalelerini azaltacak gelişme ve önlemler desteklenmeli, bu tür müdahalelere neden olabilecek gerginlik ve gelişmelerin önlenmesine gayret sarfedilmelidir.
 Irak Türkiye”ye ekonomik bakımdan mümkün olduğu kadar bağlanmalıdır.

“Irak’a Yönelik Politikamızın Hedefleri”nin A) maddesinde şu ifadeler yer almaktadır: “Irak’ın gelecekteki (Saddam Hüseyin sonrası) yapısında da üniter özelliğini muhafaza edebilmesi yönündeki gayretlerimiz sürdürülmelidir. Kuzey Irak’ta bizim için hiçbir şekilde kabulü mümkün olmayan senaryo, bağımsız bir Kürt devletinin ilanıdır. Bu doğrultudaki bir deklarasyon tarafımızdan “müdahale nedeni” sayılmıştır.”

Kuzey Irak'ta Kürt Devleti "Savaş(Müdahale) Nedeni" (Casus Belli)

16 Mayıs 2001 hürr. gaz

Kuzey Irak’ta Kürt Devleti Deklarasyonunun “Müdahale Nedeni” sayılması eleştirilmiş Irak Politikasının ciddi boşluk ve gedikler taşıdığı ifade edilmiştir. Öyle ki “böylesine erken bir “casus belli”(savaş nedeni) ilanı, sağduyulu siyasetin çok uzağında” olduğu”Bağımsız bir Kürt devleti dahi, kendi başına, müdahale nedeni teşkil etmemeli” denmişti. Kürt devletinin Türkiye’nin parçalanmasına yol açabileceği gibi milliyetçi çevrelerin görüşleri ne savunulabilir ne sürdürülebilirdi.

Hatta devletin Kırmızı Kitabı olarak adlandırılan Milli Güvenlikl Siyaset Belgesinde Kürt Devleti’nin kurulmasını “Savaş(müdahale) Sebei”(Casus Belli) olmaktan çıkarıldığı belirtildi. (Bkz. Casus Belli kaldırıldı 14 Haziran 2005 Yeni Şafak) http://www.yenisafak.com/arsiv/2005/haziran/14/p01.html
2002′sen sonraki dönemde Irak Politikasının esaslarını gözardı eden gelişmeler yaşandı. Ve bugün Irak Federal devlet oldu. Kuzey Irak’ta sözde bağımsızlık referandumunun 25 Eylül 2017′de yapılması planlandı.

Takrar vurgulamak gerekir ki Kuzey Irak’ta bağımsızlığa götürecek bir süreç Türkiye’nin ve bölgenin istikrarına yönelik bir tehdittir ve müdahale sebebi olmalıdır. Bu konuda devleti yönetenlerin son dönemde ortaya koyduğu tutum sürdürülmeli ve “casus belli” (Müdahale Nedeni) açıkça ortaya konulmalıdır.

5 Haziran 1926’da Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşmasıyla bugünkü Türkiye- Irak sınırı çizildi. Antlaşmanın 1. maddesinde ve ekinde Türkiye-Irak sınırı çok ayrıntılı olarak tarif edilmişti.

Madde 1. Türkiye ile Irak arasında sınır, Milletler Cemiyetinin 29 Ekim 1924 günlü oturumunda kararlaştırılmış çizgiye uygun olarak, aşağıdaki biçimde kesinlikle belirtilmiştir.

5. maddesi ise tarafların, 1. maddede belirlenen sınır çizgisinin “kesinliğini ve bozulmazlığını kabul ederek bunu değiştirmeyi amaçlayan herhangi bir girişime geçmemeyi” kabul ettiklerini hüküm altına almıştı.

Madde 5. Bağıtlı Taraflardan her biri 1. Maddede belirlenen sınır çizgisinin kesinliğini ve bozulmazlığını kabul ederek, bunu değiştirmeği amaçlayan her hangi bir girişime geçmekten sakınmayı yükümlenir.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra 29 Mart 1946′da Irak ve Türkiye arasında Ankara’da bir antlaşma daha yapıldı. O antlaşmanın 1. maddesine göre de “1926 Antlaşması ile belirlenmiş ve çizilmiş sınıra saygı” gösterileceği belirtilmişti.

Kuzey Irak’ta bir Kürt Devletinin kurulması için bağımsızlık referandumu Türkiye-Irak sınırını değiştirmeyi amaçlayan bir girişimdir ve açık bir anlaşma ihlali ve müdahale sebebidir.

Diğer HABERLER