4 Ocak 2000
2000 yılına enflasyonsuz ortamda yaşamasını unutmuş, gelir dağılımı bozulmuş, siyaset - ticaret ilişkilerini günlük yaşamış, sosyal ve iktisadi refah problemleri çözülmemiş bir toplum olarak girdik.
Olumlu gelişmeler olmamış mıdır?
Elbette... Ancak, Türkiye'yi geçmişte yönetme sorumluluğunda olanlar bugün içinde yaşadığımız sorunların ortaya çıkışında ve çözülememesindeki paylarını da nesillere aktarmadılar mı?
İktidarını birkaç gün daha uzatmak için pazarlıklarda bulunan, uzlaşma yerine kavgayı ön plana getiren, yandaşlarına ulufe dağıtmayı halka hizmet gibi gösteren, parti menfaatini ülke menfaatinin önüne getiren, siyasette ve üslupta kaliteyi önemsemeyen, siyasetlerini günlük gelişmelere göre değiştiren, geleceği düşünmeyen bir siyaset anlayışı yıllarımıza mal oldu.
Bu anlayışın siyaset ve siyasetçilere en olmusuz etkisi ise, şüphesiz uğradıkları büyük güven kaybıdır. Siyasetin sadece şahsi veya parti menfaati için yapıldığı kanaati nerdeyse toplumun tüm kesimlerince kabul görmüştü.
Halkın milli iradeye güvenmemesi, giderek elit, özel menfaatlerin siyasete hakimiyeti neticesini doğurur. İşte demokrasi için en büyük tehlike de budur.
Güven eksikliği, gelişme ve ilerleme yolunda yapılan mücadeleye iştirak etme arzusunu azaltır.
Böyle bir ortam içinde, yüzyılın son seçimi neticesinde oluşan 57'nci hükümetten, özellikle MHP'den beklentiler en üst seviyededir.
Yıllardır çözülmemiş sorunları kalıcı bir şekilde çözüm yoluna sokmak, dürüstçe ülke için çalışmak ve böylece siyaset kurumuna güveni tazelemek halkımızın beklentilerindendir.
Geçmişteki çatışmacı koalisyon anlayışını reddederek, ülke menfaatlerini her şeyin üstünde tutan uzlaşmacı ve yapıcı bir yaklaşım halkın güvenini artırmıştır.
Böylece, vatandaşlarımıza hizmet etmeyi gaye edinen bir koalisyon kültürünün gelişmesine katkı sağlanmıştır. Bu yaklaşımla demokrasinin kökleşmesine de öncülük edilmiştir.
Siyasette kalite, açıklık ve ülke menfaati öne geçmektedir. Demokrasi artık yönetebilmektedir. Bu niteliği ile rejim tıkanıklıkları ihtimali ortadan kalkmıştır.
Yıllardan beri el atılmayan sorunların çözümü için kararlar alınabilmekte ve kararlılıkla uygulanabilmektedir.
Siyasette güven, ekonomik ve siyasi istikrar ile başarının en önemli unsurudur. Milli iradenin oluştuğu TBMM'ye, hükümetlere ve siyaset kurumlarına güveni yenilemekle siyasi ve ekonomik istikrar kalıcı olur.
Güvenilebilir olmanın testi geçmişte yatar ve tamamen şöhretle alakalıdır. Güvenilirlik zaman içinde kazanılır. Hemen de unutulmaz.
2000'lerde siyasete güveni artırmak ve kaliteyi getirmek için herkesin kendisini sorumlu kılması gerekir. Ancak bu şekilde siyasete güven ve kalite getirilebilir...
27.05.2007. 18:16
Bu metne ait bir yorum bulunmamaktadır.
Ehliyet X Sürücü Kursu - Ankara - http://www.ehliyetx.com/
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Dr. Oktay Vural | Tasarım: Eren Yaşarkurt
Sitemiz XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Standartları İle Uyumlu Olarak Geliştirilmiştir
Yorum yaz