11 Nisan 2000
Çağdaş toplumların en belirgin özelliklerinden biri de; sanayiin, teknolojinin ve iletişimin çok gelişmiş düzeylere ulaşmasıyla birlikte her alanda sosyal güçlerin örgütlenmiş olmasıdır. Ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan giderek karmaşıklaşan problemlerin çözümünde, sivil toplum kuruluşları olarak adlandırılan bu örgütlenmelerin önemi gün geçtikçe artmakta ve demokrasiler daha çoğulcu bir yapıya dönüşmektedir.
Bu kuruluşların mevcudiyeti ise toplumun belirli bir siyasal kültür birikiminin varlığıyla mümkün olabilmektedir. Bir başka ifadeyle, feodal üretim ilişkisi olan geleneksel, kaderci ve sert bir siyasal kültürde bu tip teşkilatlanmaların gerçekleşmesi son derece güçtür. Siyasal yapının geniş ufuklara sahip, çok yönlü ve rasyonel olabilmesi, toplumun sanayileşme düzeyi, teknolojik altyapısı ve sahip olduğu değer yargıları ile çok yakından ilişkilidir.
Milli kültür ve bilinç düzeyine ulaşmış değerler bütünü giderek yükselen bir toplumda, kamu yararı ve toplumsal çıkarlar, kişisel çıkarların önüne daha kolay ve rahat geçebilmektedir. Bu tür bir siyasal kültürde, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla çoğulcu bir ortamda iktidar kavgası verilmekte ve paylaşılan bir iktidar yapısı söz konusu olmaktadır.
Demokratik sistemin işleyişinde bu grupların rolü sanıldığından fazla ve önemlidir. Kamuoyunun aydınlanmasına yardımcı olmak, siyasal katılım kanallarını geliştirmek gibi fonksiyonları yanında; toplumun değişik kesitlerinden eğilimleri öğrenme, bunları toplayarak ilgili kurumlara iletme gibi fonksiyonları da ifa ettiklerinden, siyasi mekanizmanın işleyişini de kolaylaştırmaktadır.
Halkın hiyerarşik bir yapısı yoktur. Çoğunluğun bilgi sahibi ve uzman olduğu bir toplum sadece bir başkasının görüş ve vizyonunu takip etmez, bu görüş ve vizyonun oluşmasını sağlar. Toplumun, sivil örgütleri yoluyla fikir ve bilgilerini yöneticilere aktarması gerçek manada katılımcılığı ve demokratikleşmeyi temin eder. Böylece, halkın gerçek ihtiyaçlarına ve menfaatlerine hizmet edilir.
Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla çağdaş demokrasilerin genişleyen katılım boyutu, piyasa ekonomisine de yeni bir bakış açısı getirmiştir. Bu bakış açısı; orta tabakaların güçlenmesini, yoksulluğun azaltılmasını ve daha dengeli ve bütünleşmiş bir toplum yapısını ön plana çıkarmaktadır. Adil bir gelir ve servet dağılımı ile toplumsal bütünleşmenin artması için sivil toplum kuruluşlarının iktisadi gelişmeye ve demokrasiye daha yoğun katılımı hedeflenmektedir.
Ekonomiyi istikrara kavuşturacak tedbirlerin başarısı çeşitli kesimlerin "uzlaşma"sına bağlıdır. Uygulanan istikrar tedbirleri ile getirilen ekonomik reformların literatürde ifade edilen genel tabiri "uzlaşma yoluyla tedavi"dir. Uzlaşmanın temin edilmesinde de toplumsal çıkarları dikkate alan sivil toplum örgütlerinin desteği gerekmektedir.
Ülkemizde de sivil toplum kuruluşlarının nicelik ve nitelik itibariyle gösterdiği trendin; hem demokrasimizi daha çoğulcu bir yapıya dönüştürmesi, hem siyasileri daha uzlaşmacı bir tutum sergilemeye zorlaması ve hem de çeşitli politikaları etkinleştirerek güvenilirliklerini yükseltmeleri açısından son derece faydalı olduğu gözlenmektedir.
Buna en son ve en çarpıcı örnek olarak da, sivil toplum kuruluşlarımızın önderliğinde başlatılan ve kısa sürede tüm topluma yayılan "enflasyonu yeniyoruz" kampanyası gösterilebilir. Bu kampanyanın sağlayacağı psikolojik destek, enflasyonu düşürme programının başarısında çok önemli bir rol oynayacaktır.
27.05.2007. 19:17
Bu metne ait bir yorum bulunmamaktadır.
Ehliyet X Sürücü Kursu - Ankara - http://www.ehliyetx.com/
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Dr. Oktay Vural | Tasarım: Eren Yaşarkurt
Sitemiz XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Standartları İle Uyumlu Olarak Geliştirilmiştir
Yorum yaz