Dr. Oktay Vural

Erişilebilir Menü:
Navigasyon
İçerik

Reform Metafiziği ve Yeni TCK

30 Nisan 2005

Sorunların çözüm yoluna ilişkin sunulan reformların temel amacının, çözüme yönelik değil, sadece "reform" metafiziğini kullanarak, siyasi bir söylemin aracı olarak kullanılması siyaset mimarlarının kullandığı bir yöntemdir.

Bu metafizik çözüm önerileriyle ortaya konulan “reform” adı verilen girişimlerin gerçek manada çözüm değil, ancak sanal bir çözüm ortaya koyduğu daha sonraki gelişmelerle belirginleşebilmektedir. Böyle olunca da “reform”ların gerçek manada çözüm olduğuna dair şüphecilik halkta yerleşebilmektedir.

Türk halkının huzur ve esenliğinin istikbalini belirleyecek yeni Türk Ceza Kanunu gibi önemli bir yasanın, yürürlüğe girmesine kısa bir süre kala yoğun bir şekilde tartışılması ve ertelenmesine ilişkin gelişmeler buna bir örnektir. Gerek yeni Ceza Kanunu, gerekse Ceza Muhakemesi Kanunu toplumsal katılım ve tartışma ortamı yaratılmadan kanunlaştırılmıştır. Adalet Komisyonu 8 gün çalışarak hazırlanan yeni tasarıyı kabul etmiştir. TBMM 4 günlük bir çalışma ile yeni tasarıyı kanunlaştırmıştır.

Aceleyle kanunlaştırılan, AB yolunda önemli bir reform olarak takdim edilen ve AB Komseri Verheugen’inde çıkmadığı takdirde müzakere tarihi almanın söz konusu olamayacağını ifade ettiği bu yasanın bugün geldiğimiz safhada bir reform özelliği taşımadığı da ortaya çıkmıştır.

Diğer taraftan uzmanlar ve ilgili taraflarca yapılan eleştiriler, yürürlükten kalkacak olan ceza kanunu ile karşılaştırıldığında yeni Türk Ceza Kanununun, önemli siyasal, sosyal ve kültürel sorunları da beraberinde getirebileceğini ortaya koymaktadır.

Hukuk, bireyin hak ve özgürlüklerini başka bireylerin hak ve özgürlük alanını kısıtlamadan bir dinginlik içinde yaşayabileceği ortak ilişkiler alanının adıdır. Başka bir ifade ile hukuk, bir toplumda yaşayan tüm bireylerin müşterek yaşama adına mutabık kaldıkları bir uzlaşma ortamıdır. Toplumsal işbirliği ve uzlaşma da zaman zaman bozulabilir. Hak, görev ve sorumlulukları yerine getiremeyen bazı bireyler, toplumun işlevini sürdürmesine engel olabilecekleri gibi, her bir ferdin çalışma, yaşama, bir arada bulunma heyecan ve isteğini de zayıflatabilir, hatta ortadan kaldırabilirler. Bu nedenle tüm çağdaş devletler, sınırları içinde konulmuş ve toplumsal ahengi temsil eden hukuk düzenini korumaya özen göstermişler, vatandaşlarını mutabık kalınmış kurallara uydurmaya çabalamışlardır.

Kamu düzenine uyan yurttaşlar, yaşamlarını sekteye uğratacak, onları korku, kaygı ve belirsizliğe itecek bir kötülüğün önleyicisi olarak hukukun güvenlik sağlayan ve huzur veren yönünden emin olmalıdırlar.

Yeni Türk Ceza yasası Türk Miletine huzur vaad etmekten çok uzaktır. Yeni Türk Ceza Kanununun bazı maddeleri Devletimizin tekliği, Ulusumuzun birliği ve Ülkemizin bütünlüğünün yanı sıra Devlet, millet ve toplum olarak milli onurumuzu ve toplumsal ahlakımızı tehdit eder mahiyettedir.

Söz konusu tehdit adalete ve kurumlara olan toplumsal itimatın azalmasına yol açacaktır. Azalan bir toplumsal itimat ise çöküş, kaçış, kargaşa demektir. Bu tür bir hukuk felaketi ile oluşacak huzur ve güven eksikliği hukukun toplumla olan bağını kopartacak, hak arama ve güvenlik sağlama çabalarını kişiselleştirecektir. Kolluğun ve adaletin işlevini devralan, boşluğunu dolduran yasa dışı teşekküller ortaya çıkacak ve kamu düzeni ciddi sarsıntı geçirecektir. Öte yandan hukuka itimatsızlık, her tür sosyal, iktisadî, kültürel faaliyetin de yavaşlaması ve kuralsız hale gelmesi demektir. Adaletin görevi, yasaların bireyler tarafından özgürce ve kendilerine sağlanan haklar ölçüsünde kullanmaları esnasında ortaya çıkacak fizikî engelleri tespit etmek, caydırmak, önlemek, engel vuku bulduğunda ise gecikmeksizin kamu adına cezalandırmaktır. Kısaca adalet toplum huzurunun muhafazası demektir.

Yeni Türk Ceza Yasası ile İhaleye fesat karıştırmaktan yargılananlara aklama ve örtülü af, batık banka patronlarına ceza indirimi, örgütlü suçlar ile mücadelede zafiyet, suç işlemeye nisbi özgürlük, cezalarda ve devlet aleyhine suçların cezalarında indirim, yasadışı örgütlere hürriyet, bölücülüğün suç olmaktan çıkarılması başta olmak üzere toplum ahlakına darbe, Ermeni soykırım iddialarına kapı aralama, basın üzerinde baskı ve teröristbaşı ve avukatlarının talepleriyle örtüşen düzenlemeler öngörülmektedir.

Adalet sistemi, kişilerin hukuk içinde kalmalarını sağlamak ve hukuk dışına çıkma niyet ve gayretlerine sahip bireyler üzerinde caydırıcı olmak için varlığını toplumsal bilinç üzerinde sürekli ve etkinlikle hissettirmelidir. Yeni Türk Ceza Kanunu yasalara uyan vatandaşı, uymak istemeyen vatandaşlara karşı korumak yerine onların insafına terk eden bir yasadır.

1 Haziran 2005 tarihinden sonra karşılaşacağımız Türkiye, kargaşanın egemen olduğu, zorbanın öne çıktığı, erdemli ve dürüst insanın sindirildiği, kamu düzenini korumanın bozmaktan zor olduğu bir ülke haline gelebilecektir.

Sorunların çözümüne yönelik bir reform yaklaşımının, toplumsal yapıyı dikkate almadan ve yeterince katılımcı bir anlayışla tartışılmadan acele olarak sunumu telafisi mümkün olmayan zararlar doğurur. Bu bakımdan AB’ye uyumlaştırma, şeffaflıktan uzak normlaştırma ile ortaya konan TCK reformu halkın tercihlerini, değerlerini, ihtiyaçlarını ve sosyal uzlaşma anlayışını gözardı ederek toplum ve devlet yapımızı dumura uğratabilecektir.

Bunu “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulguru kaybetmek” olarak nitelendirmek haksızlık olabilir mi?

28.05.2007. 15:07

Bu metne ait bir yorum bulunmamaktadır.

Yorum yaz

:

:

:


3 + 8 =

Ehliyet X Sürücü Kursu - Ankara - http://www.ehliyetx.com/

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Dr. Oktay Vural | Tasarım: Eren Yaşarkurt

Sitemiz XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Standartları İle Uyumlu Olarak Geliştirilmiştir