22 Ocak 2005
Hemen her faaliyetin hem değerlendirme hem de planlama ve yürütülmesi safhalarında temel bir yaklaşım olarak kullanılan sistem yaklaşımı esas olarak; biyolojik sistemlerde, örneğin bir insan bünyesinde, yer alan çeşitli organlar ve bunların çeşitli fonksiyonlarının birbirlerini etkiledikleri ve bir ortak amaç doğrultusunda birlikte görev yaptıkları ve ancak böylelikle hayatlarını idame ettirebildiklerini varsayan bir yaklaşımdır. Bu anlamıyla sistem; birbirini etkileyen unsurların çeşitli sınırlamalar içinde ortak bir amaç doğrultusunda birlikte görev yapması olarak tanımlanmaktadır.
Sistem yaklaşımı insanlığın çeşitli faaliyetlerine de uyarlanmakta ve insanlığın faaliyetleri sonucu oluşan ekonomik, kültürel, siyasal ve benzeri sistemlerin de birbirini etkilediği ve ortak bir amaç doğrultusunda görev yapması gerektiğini öngörmektedir. Sistem unsurlarının birlikte görev yapmaması halinde ise, sistemin güçlü yönlerinin giderek zayıflamasına ve yeni sistem arayışlarına, yeni sistemlerin ortaya çıkmasına yol açacağı varsayılmaktadır.
Dünyamız da, son on yıllarda hızla değişmeye başlamıştır. Dünyadaki mevcut çeşitli kültürel, siyasal, ekonomik ve toplumsal sistemlerin hem kendi içlerinde hem de sistemler arasında ilişkiler ve etkileşim giderek artmıştır. Ülkeler arasındaki kültürel, siyasal, ekonomik ve sosyal farklılıklarda etkileşim, dünyanın tek bir küresel sistem haline getirilme baskılarında artma, ‘aidiyetlik’ ve dayanışma noktalarında farklılaşma, genellikle pazarlanan değerleri ciddi bir analiz yapmadan benimseme olgusundan kaynaklanan ve esprisi yapıldığı biçimiyle ‘küresel sistemin marjinal bir unsuru’ olma tercihlerinde çoğalma eğilimi başlamıştır.
Küresel sistemin çeşitli unsurları arasındaki etkileşimin ve birbirine dikkatin arttığı (bir taraftan bu etkileşimlerden küresel sistemin amaçlarına hizmet eder nitelikteki faaliyetlere etki ajanlığı gibi isimlerin verildiği, diğer taraftan küresel sistemin amaçlarına aykırı durumlara cebri müdahalelerin haklılık kazandırıldığı) dünyamızda, binlerce yıllık tekamül/evrim sonucu kendi başına birer sistem oluşturan birçok siyasi, kültürel ve toplumsal yapı, küresel sistemin bir alt sistemi haline gelme yoluna veya getirilme tehdidi altına girmiştir. Aceleci tabiatlılarda, böyle bir hızlı dönüşüm beklentisi de oluşmuştur.
Böylesine yeni ve değişimin her gün yeniden farklı bir nitelik kazandığı dinamik bir ortamda bir ülkenin, bir şirketin veya bir kurumun hayatta kalabilmesi ve gelişmesini sürdürebilmesi için, katılımcı bir yaklaşımla, sistemin içinde yer alan tüm iç çevre unsurlarını değerlendirmesi ve ortak bir amaç doğrultusunda hareket etmesini sağlaması ve dış çevreden gelen sadece tehditleri değil ve fırsatları da çok iyi değerlendirmesi gerekli hale gelmiştir. Buna günümüzde koşulların sürekli değişmesi eklendiğinde de sistem birimlerinin çok iyi planlama yapabilmesi ve değişen şartlara göre de bu planlarda değişiklik yapabilecek bir yapıya kavuşmaları mecburiyeti hasıl olmuştur.
Nitekim küresel sistemdeki bu gelişmelere paralel olarak dünyadaki bir çok kurum ve kuruluş iş yapma anlayışlarında, “tam olarak ne yapılacağını söylemeyen, sadece gidilecek yönü belirten ve uygulama kararlarının nasıl bir değerlendirmeyle alınacağını işaret eden politikalar” belirlemekle işlerin yürütülemeyeceğini görmüş ve bunun yerine “strateji” kavramını geliştirmişlerdir.
Meşhur deyimiyle, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığı açıktır. Çatışmacı diyalektik veya yukardan aşağı, determinist veya kaderci, pragmatist veya çıkarcı veya bunlardan eklemlendirilmiş yaklaşımlarla üretilen politikaların devri kapanmıştır.
Ülkemizin ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel unsurlarına dayalı sistem bütünlüğünü sağlamak rekabet gücünün kaçınılmaz ve tek bir unsurudur. Sistem bütünlüğü sağlanmadan, alt unsurları küresel sisteme bağlamak, küresel sistemin arzu, talep ve hedefleri çerçevesinde yönetilmek denmektir. Bu da başkalarının menfaatlerine hizmet etmektir. Bu bakımdan zaman; sistemi oluşturan unsurların, ülkenin hayatının idamesi ve gelişmesi hedefi doğrultusunda birlikte hareket etmesi, stratejik düşünmesi ve iş yapması zamanıdır. Bunun içinde makro stratejimizin, milli bir rekabet ve bütünlük fonksiyonu oluşturulmasına yönelmesi gerekmektedir.
28.05.2007. 13:46
Bu metne ait bir yorum bulunmamaktadır.
Ehliyet X Sürücü Kursu - Ankara - http://www.ehliyetx.com/
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Dr. Oktay Vural | Tasarım: Eren Yaşarkurt
Sitemiz XHTML 1.0, CSS 2.0 ve Section 508 Standartları İle Uyumlu Olarak Geliştirilmiştir
Yorum yaz