Türk milletinin çeşitli coğrafyalarda çok uzun tarih yolculuğunda varlığını devam ettirmesinin, varoluşunun arkasında, hayat tarzı, bilgi seviyesi, sanat gücü, maddi ve manevi varlığıyla ilgili vasıflar vardır. Varlığı devam ettiren bu medeniyettir.

İnsanlığın medeniyet yolculuğunda İslam medeniyeti, ilk ortaya çıkışından itibaren dinamik ve üstün bir nizam olarak çok güçlü siyasi temeller üzerinde yükselmiş ve kadim Türk milleti de yaklaşık bin yıl korumuş ve geliştirmiştir.

Türk Milleti bu süreç içinde salt kendi dönemlerinin pratik sorunlarına cevap vermekle kalmamış, siyasal eylemi harekete geçiren ve pratik hayatı biçimlendiren bir üst-öğreti ortaya koymuşlardır.

Siyasal eylemi önceleyen sağlam bir kuramsal çerçeve, bir yandan çağın sorunlarıyla baş edebilmeyi diğer yandan da maddi dünyayı biçimlendirmeyi sağlar. Türk milletinin de tarihin her kesitinde olduğu gibi Türk-İslam medeniyeti içinde de eylem hayatını yönlendiren ve rehberlik eden öğretileri olmuştur. Bu derin birikim ve deneyimden ders alınması gerekir.

Maalesef Türk-İslam Medeniyet atlasının siyasi yapısı ve düşünsel köklerinin felsefi açıdan düzenli ve sistematik analizini yapan çalışmalar ihmal edilmiştir. İnsanlarımız Türk-İslam medeniyetinin siyasi geçmiş ve geleneğine yabancılaşmış, bağımsız ve güçlü bir siyasi geçmişe sahip olmadığımıza dair bir olumsuz kanaat yerleştirilmiştir. Hatta 19. Yüzyıl ortalarında İslam terakkiye manidir diyen batılı yazarlar karşısında Namık Kemal müdafaanameler hazırlamak zorunda kalmıştır.

Bugün İslam toplumları geçmiştekine oranla son derece karmaşık ve trajik sorunlarla karşı karşıyadır. Bugün insan, toplum ve devlet hayatında karşılaştığımız kimi sorunların çözümünde bize rehberlik etmesi için geçmişin fikir dünyasının yeniden ele alınması, günümüz sorunlarına ışık tutacak şekilde yorumlanması ve medeniyetimizin kaynaklarına dayalı çözüm ve anlayışlar geliştirilmesi çok önemlidir.

Bugün İslam dünyasındaki ve kendi içimizdeki dağılmanın sebeplerini anlamak ve yorumlamak ve hatta çözmek için medeniyet atlasımızın kadim düşünsel köklerini yeniden anlamak ve anlatmak gerekmez mi?
Bu bakımdan böylesine büyük bir misyonu yerine getirmiş medeniyetimizin bu süreç içinde akıl, özgür irade, adalet, birlik, devlet, yönetim anlayışı ve toplumsal yaşam ve kurallar hakkında fikri temellerini kavrayabildik mi?

Batı düşüncesinin doğurduğu emperyalizm ile Türk-İslam mütefekkirlerinin öncü olmak anlamında fetih düşüncesinin arkasındaki öğreti arasındaki fark esasen insana yüklenen misyonla ilgili değil midir? İnsanın kendi doğasına bırakılması halinde siyasal bir karmaşa çıkacağı düşüncesi ile insanın en güzel şekilde yaradılmış olduğuna dair düşüncenin arasındaki farkın insanlık için önemini anlatabiliyor muyuz?

Siyasal güce sahip olması gerekeni belirlemek için hangi ölçütler olmalıdır? Siyasal gücün sahip olduğu alanı belirlemeye, hakların veya özgürlüklerin siyasal ve yasal denetimden muaf tutulmasını sağlamaya yarayan ölçütler nelerdir? Siyasal gücün olumlu amaçları elde edilebilmesi için kullanılmasını belirlemeye yarayan ölçütler nelerdir?

Medeniyetimizin kadim kapılarına ışık tutmak, bugün içinde bulunduğumuz sorunları anlamaya ve çözümüne katkı sağlamaz mı? (Devam edecek)

Diğer HABERLER