Yolsuzlukta adı geçenleri azletmek yerine, yolsuzluğu ortaya çıkaran polisler, savcılar, adli kolluk yönetmeliği değiştiriliyor. Milleti bilgilendirmekle sorumlu gazetecilerin emniyete girmeleri yasaklanıyor. Asıl çetenin inini milletten saklamak için bunları yapıyorlar. Başbakan’ın yasama, yürütme ve yargıyı neden kendine bağlamak istediğini şimdi anladınız mı?
Başbakan, AKP’nin yolsuzluk ve rüşvet foseptiğinden fışkıracak pisliklerin su yüzüne çıkmasını engellemek istiyor. Ateş bacayı sarmıştır ve Başbakan, bu ateşi yalanla, iftirayla, karalamayla kapatmak istiyor. Asıl vahim olanı bu yolsuzluk ve rüşvetle ilgili gerçeklerin üstünü örtmesi, açığa çıkmasını engellemesidir. Bu bile suçun ve suçlunun nereden organize edildiğini göstermesi bakımından önemli delildir. Vatandaş soruyor: Madem çok rahatsınız suçunuz yok neden bunları yapıyorsunuz?

Adli Kolluk Yönetmeliği’nin değiştirilmesini, Yönetmelik değişikliği yolsuzlukları saklama amacını taşımaktadır. Operasyondan önce, ‘delilleri karartın, ayakkabı kutusundaki paraları saklayın. Biz operasyona geliyoruz amirim, başbakanım’ yönetmeliğidir. Bu yönetmelik, hırsıza, ‘kaç, geliyorum’ yönetmeliğidir

Yönetmelik değişikliği hukuk devletine darbedir. Bu adımla Adli kolluğun bağımsızlığı ve savcıların bağımsızlığı ortadan kalkmıştır. Hukuk devleti ve yargıya darbe vurulmuştur. Bilimum hırsızlık işleri Başbakan ve yürütmeye bağlanmıştır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157. maddesinin yürürlüktedir ve bu şartlarda yönetmelik değişikliğiyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal” suçunun ortadan kalkmaz. CMK’ya göre savcının emrinde soruşturmada görev alan polis, en üst amirine haber verdiğinde suç işlemiş olur ve tutuklanmak üzere kendisini hakimin karşısında bulur. Atananlar, sizi atayanların değil, hukukun emrindesiniz. Burası diktatörlük mü hukuk devleti mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157. maddesinin yürürlüktedir ve bu şartlarda yönetmelik değişikliğiyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal” suçunun ortadan kalkmaz. CMK’ya göre savcının emrinde soruşturmada görev alan polis, en üst amirine haber verdiğinde suç işlemiş olur ve tutuklanmak üzere kendisini hakimin karşısında bulur. Atananlar, sizi atayanların değil, hukukun emrindesiniz. Burası diktatörlük mü hukuk devleti mi?

Başbakan “Operasyon siyasi, millet iradesine yönelik” kisvesi altında asrın yolsuzluğunun üzerini kapatmak istiyor.
Sen milli iradeyi yolsuzluk, rüşvet, ruhsatı mı sanıyorsun?

Başbakan ve şürekası Bir de ‘Biz soruşturmanın sonuna kadar gitmesini istiyoruz… Babamın oğlu olsa yolsuzluğa müsamaha göstermeyiz, ’ yalanını söylüyor.
Hayır yalan söylüyorsunuz, soruşturmanın sonuna kadar gitmesini istemiyorsunuz.
İsteseniz soruşturmayı yürüten polisleri, bizzat kendisi soruşturulan bakanın emriyle görevden almazdınız.
Adli kolluk yönetmeliğini bir gecede değiştiremezdiniz.
Milletin bilgi alma kaynağı olan gazetecilerin karakola dahi girmelerini yasaklamazdınız.
Soruşturmanın sağlıklı yürüyeceği ve ulaşabildiği yere kadar gideceği konusunda bundan sonra kimseyi inandıramazsınız.

Başbakan kalkmış, tüyü bitmedik yetimin hakkını yiyen haramzadelere, yolsuzluk yapanlara “Allah müstahıkınızı versin diyeceğine” diyor ki, “Biz Müslümanın hidayetinin artması için dua ederiz.”
Biz senin cemaziyel evelini biliriz sayın Başbakan, biz senin kime dua ettiğini çok iyi biliriz.

” Irakta onbinlerce müslümanı katleden ABD’li askerlere dua eden” Kimdi?

Millete küfreden valiye sahip çıkan, valimi yedirmem diyen bu başbakan yolsuzluk konusunda tek kelime söyleyemiyor, ancak yolsuzluğu ortaya çıkaran yargıya posta koyuyor, polis memurunun lahmacun yemesine, tesbih çekmesine deli oluyor. Bağırıp çağrııyor

Başbakanın paçaları tutuşmuş durumda. Daha düne kadar, hırsızı yakalayan polise İkramiye geliyor diyen, Planlı-projeli takipli çalışma sonrası şebeke halinde yapılan hırsızlıklara karşı, yakalanan her hırsız şüphelisi için ödül 3 maaş ikramiye veriilecek, yakalanan hırsızlık zanlısı mahkeme sonrası tutuklanıp cezaevine gönderilirse bu kez ödül 4 maaşa çıkacak, diyenler, 18 Aralıkta , asrın soygununu ortaya çıkaran polisi görevinden alıyor, sürgün ediyor, bu büyük soygunu ortaya çıkaran polisi “çete” ilan ediyor, Ödül yerine cezalandırıyor.
Niye bu hırsızı yakalayan polisleri cezalandırıyor, niye bu polisleri kara propagandayla çete ilan ediyor, çünkü bu hırsızlar AKP iktidarının hırsızları.
Düne kadar o polise kahraman diyen başbakan Erdoğan değil miydi? Ne değişti sizce?
Başbakan Polise, “benim hırsızımı görme, duyma, bilme, sus” diyor

Başbakan ve AKP yönetimi arsıza hırsıza istediği kadar sahip çıksın, bu millet asrın yolsuzluğunu ortaya çıkaran, haramilere geçit vermeyen O namuslu Türk polisine sahip çıkacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın

3 Y ile mücadele ettiğini söyleyenler “Yolsuzluğun üstünü örtüyor”, “Yasaklar koyuyor” ve Yassak HEMŞERİM DİYOR.
RTÜK’e, TİB’e, BTK’ya yazdırılan talimatlarla medyayı susturmaya çalışıyor. Milleti bilgilendirmekle görevli gazetecilerin emniyet şubelerine hatta karakollara girmesini yasaklıyor.

Başbakan kıvırmadan şu soruların cevaplarını versin:
Bu Yolsuzluk, rüşvet ve Kara para aklama iddialarıyla ilgili ne diyorsunuz? Bu millete açık bir cevap ver.
Yolsuzluğu kabul ediyor musunuz etmiyor musunuz?
“çete, dış güçler, hükümete operasyon, paralel devlet” masallarını anlatmasın.

Başbakanın iki gündür “Milli Yolsuzluağa Saygı Mitingleri”nde iddia ettiği “millete tuzak kurmak isteyen” örgütler masalını anlatıyor. 11 yıldır iktidarda olan AKP değil mi şimdiye kadar niye ortaya çıkarmadı bu örgütü, bu dış mihrakları?

Madem AK’sınız madem bakanlarınıza ve size iftira atılıyor, niye yolsuzluk operasyonunu yapan polisleri görevden aldınız?
Niye Adli kolluk yönetmeliğinde değişikliğe gittiniz?
Niye millete haber vermekle mükellef gazetecilere emniyet şubelerine girmeyi yasak ettiniz?

Erdoğan, şayet rahatsa, kendinden eminse, herhangi bir tezgâh altı ilişkisi bulunmuyorsa, bakanları yolsuzluğa karışmamışsa, hukukun sağlıklı ve hakkaniyetli bir şekilde çalışmasına engel olacak bu adımları niye atmıştır?
Eğer günlerdir ortada dolaşan rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ile bunlara bağlı kimi deliller yeterince sağlam değilse bu paniginiz, telaşınız nedir?
Haririyle ne konuştun?
Putin’le ne konuştun?
Gemicikleri nereden aldın?
Cenevre’deki bankalarda ne var?

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın yakınlarının, bakanlarının nereden geldiği belli olmayan korkunç bir servet sahibi genç bir işadamı ile ne işi olabilir?

Başbakan bu mitinglerde sürekli diyor ki, yolsuzluk olsa şunlar şunlar olur muydu, bu kadar yol, bu kadar derslik yapılır mıydı? diye soruyor. Ben de Ayakkabı Kutusu Partisi Genel Başkanına buradan soruyorum, Ortaya çıkan bu yolsuzluk, kara para aklama, rüşvet operasyonunda bahsedilen paralarla, milletten çalınan milyonlarla memlekete neler yapılırdı?

4,5 Milyon dolar 9 milyon 225 binliraya karşılık geliyor.
Bu para sizce kaç asgari ücretli vatandaşın maaşına denk gelir?
Bu para tamı tamına 11934 asgari ücretli vatandaşın maaşı demek
Bir asgari ücretlinin bu parayı kazanabilmesi için ne kadar yıl çalışması lazım?
Tamı tamına 994 yıl çalışması gerekiyor.
Değerli arkadaşlar Rüşvet ve yolsuzluk çetesi yaklaşık 100 milyar EURO’yu aklamış. Bunun da 284 milyar liraya karşı geliyor.
Bu para 2013 bütçe gelirinin ne kadarı biliyor musunuz? Yarısından fazla. 2013 bütçe geliri 371 milyar lire.
Peki bu aklanan kaç Marmaray yapılırdı?
Tam 35 adet Marmaray…
Peki bu aklanan kara parayla ne kadar üçüncü köprü yapılırdı?
63 tane Üçüncü Köprü.
Peki Köprü ve otoyollardan alınan para ne kadar? 724 milyon lire.
Bu para devletin köprü ve otoyalardan kazandığından 39 kat daha fazla.

Son bir soru daha soruyorum : Yolsuzluğu örtmek için düzenlediğiniz “Milli Yolsuzluğa Saygı Mitinglerinde” kefenle gösteriler yaptırıyor Başbakan Erdoğan. Sahi o kefenlerin cebi var mı?

Başbakan Erdoğan Bir zamanlar “temiz eller operasyonu yapıyorlar daha ne istiyorsunuz, bağırsaklar temizleniyor” diye övdüğü yargıya ne diyor şimdi, “ Yargıya sesleniyorum, siz de öyle temiz pırlanta değilsiniz, Bizim de bildiklerimiz var” diyor.
Daha düne kadar referandumla yargıyı milletin yargısı yaptık diyen sen değil miydin? Ne oldu şimdi yürütme ve yasama olarak yargıya gereken dersi vereceğiz diyor.
Olanı söyleyeyim, çünkü bu yargı AKP’nin piskilkerini, kirlerini ortaya çıkarıyor. Başbakanın dört bakanını ümüğünden tutmuş, başbakan kıvrım kıvrım kıvranıyor. Ey başbakan Erdoğan dün İtalyadaki temiz eller gibi operasyonlar yapıyor diye övdüğün yargı, şimdi senin kirli işerine ilişkilerine takoz koyunca sana dokununca kirli mi oldu?

Bir yandan başbakan “Büyükelçiler bazı provakatif eylemlere girişiyorlar .Biz sizleri ülkemizde tutmaya da mecbur değiliz.” Diyor. Öbür yandan Dışişleri “ ABD büyükelçisinin açıklamasını yeterli buluyoruz. Bu aşamada bakanlığa çağrılmasına yönelik bir plan söz konusu değil” diyor.
Başbakan sahte kabadayılık yapıyor, dışişleri de ardından başbakanın söylediklerini yalanlamakla uğraşıyor. Ülkenin hali bu işte.
Yine de ben başbakana buradan bir çağrıda bulunuyorum: Elini tutan mı var, bu büyükelçiler bir provakasyon yapmışsa tut kulağından dışarıya at. Eğer provakatif eylem yapıyorlarsa, bu söylediklerinde samimiysen, Öyle sahte kabadayılık yapma o büyükelçileri “Personon Grata” İstenmeyen adam ilan et.
Ama başbakan bunu yapamaz. Öyle esip gürlediğine bakmayın. Daha dün beyaz sarayın önünde “beraber yürüdük biz bu yollarda şarkısını söyleyen biri, oradan icazet alan, şifonu çekmeyin diye yalvaran aracılar gönderen bir başbakan bunu yapamaz. Sadece her zamanki gibi kuru sıkı sallıyor, ucuz kahramanlığa soyunuyor