Başbakan’ın daha önce sık sık söylediği “Yargı büyük yatırımların önünü kesiyor” sözünün aslında “bu yolsuzluk ve rüşvet çarkının bir parolası” olduğu anlaşılmıştır. Yargı yatırımların yani bu büyük götürümlerin önünü kesmekte Erdoğan da bundan rahatsızlık duymaktaymış. 17 Aralık bize bunu göstermiştir

Başbakanın sık sık söylediği “yargı büyük yatırımların önünü kesiyor” masalı bu yolsuzluk ve rüşvet çarkının bir parolasıymış.

Soruşturma tapelerinden görülmektedir ki, Erdoğan ülkenin kaynaklarını kendi menfaati için, mahdumlar, kayınpederler, enişteler için tepe tepe kullanmak istemiş ancak yargı buna izin vermemiş, oluşturulan bu soygun düzeninin önünde set olmaya çalışmış. Olay bu kadar netti

Başbakan 17 Aralık 2012′de Konya Ekonomi Ödülleri’nde kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir engel olduğunu söyleyerek “Onların hesap vermek gibi bir yükümlülüğü yok. Onların sırtında küfe yok. Küfe bizim sırtımızda. Sorumluluk bizde” diyor. 17 Aralık sonrası ortaya çıkan ‘tape’ler Başbakan’ın “sırtındaki küfelerin gerçekten kimin küfeleri olduğunu göstermiştir.

Başbakan Erdoğan bu tapelerde Yandaşa özel kanun çıkarıyor. O kanuna rant lobisinin istediği maddeler konuluyor.

Benim yaşa takılan memuruma kanun çıkarmayanlar, rantçılara kanun çıkarıyor.
Benim emeklimi banka promosyonu vereceğiz diye kandıran ve sonra da avcunuzu yalarsınız diyen iktidar, yandaşa promosyon kanun çıkarıyor.
Taşöron işçilere kadro yok diyenler yolsuzluk yapanlara bir gecede kanun çıkarıyor.

Meğer başbakanın sürekli bahsettiği küfe, mahdumların, kayınpederlerin, eniştelerin, bacanakların, yandaşların küfeleriymiş. Başbakan onların küfelerini doldurmakla meşgulmüş.

Meğer başbakanın sürekli biz dertliyiz demesinin ardında mahdumların dünyalık telaşı ve bir gün bir molla kasım yani savcı gelir de bizi sigaya çeker korkusu varmış

Meğer Başbakan millet aşkı kılıfıyla yandaş maşukların %6’larını halletmek için kolları sıvamış, sırf bu yüzden yargıya savaş açmış.

Meğer başbakanın büyük yatırımlar engelleniyor yaygarasının arkasında yandaşlarının kasalarına ve keselerine giden büyük rüşvet ve yolsuzluklar, ceplerine girecek yatırımlar varmış.

Kendine muhafazakırm diyen, dinden imandan bahseden, bir başbakan, bir hükümet bunları nasıl yapar? beytül malı haramilere rant lobilerine nasıl peşkeş çeker? Bir tarafta ormanımdan bir dal kesenin başını keserim diyen fatih, öbür tarafta milletin Ormanı arazisini rantçı çakal sürülerine peşkeş çeken Erdoğan.

Bir de Erdoğan’a “Allah’ın bütün vasıflarını üzerine toplamış” diyecek kadar aklı gitmiş, izanı yok olmuş sapkın bir zihniyet var ki Allah bu millete gerçekten acısın.

Kalkmışlar “Devlete şerik, Allah’a şirk koşulmaz” diyorlar. Bundan daha büyük bir şirk olabilir mi? Erdoğan’a bu vasıfları yakıştıran bu meczup hemen tövbe istiğfar etmelidir. Bu ne had bilmezliktir? Başbakan birilerini haşaşin olarak suçlayacağı yere, kendi etrafındaki bu sapkın, şirkçilere, haşaşinlere dönüp bakmalı, Hasan Sabbah’lığı da kime yakışacağını görmelidir

Şimdi de başbakan Erdoğan ve ekibi bu soruşturmalarla ilgili “daha gelecek olanlar var, bekliyoruz, hazırlıklıyız” diyorlar. Bu kadar yiyenlerin, bu kadar rant lobisi oluşturanları, tüyü bitmedik yetimin hakkını yandaşlarına peşkeş çekenlerin tabii ki bundan sonra yağmur gibi yağacak soruşturmalardan ödü kopması normal. Asıl turbun büyüğü heybede, iktidarın, başbakanın korkusu da bundan. Bu yüzden Savcıları, polisleri hallaç pamuğu gibi atmakta, hukuku bu yüzden felç etmektedirler.

Bekir Bozdağ çıkmış soruşturmalarda “Bilal Erdoğanla ilgili bir şey yok, Bilal Erdoğan hakkında yakalama kararı yok, olmayan bir şeyi nasıl kaldıralım” diyorBaşbakan Erdoğan Japonya dönüşünde “oğlum üzerinden bana gelmeye çalışıyorlar” dememiş miydi? Madem Bilal Erdoğanla ilgili bir şey yok Başbakan niye bunu söyledi? Madem yolsuzluk operasyonu siyasete uzanmıyor, niye savcıları, polisleri alelacele görevden aldınız? Kaç gündür niye bize komplo kuruluyor, hükümet yargı darbesiyle yıkılmak isteniyor, dış güçler, paralel devlet siyasi iradeye tuzak kurmuş, Erdoğansız bir AKP isteniyor yalanlarını attınız? İki dakika adam gibi yalana bulaşmadan oturamaz mısınız

Başbakan önceki gün büyükelçiler toplantısında Büyükelçilere “gidin bu söylediklerimi dünyaya anlatın” diyor.
Neyi anlatacak büyükelçiler Dünyaya? Asrın rüşvet ve yolsuzluğunu mu?
Neyi anlatacak büyükelçiler hukuk kurallarının nasıl ayaklar altına alındığını mı?
Başbakan Erdoğan’ın her sözüyle anayasayı nasıl ihlal ettiğini mi?
Neyi anlatacak büyükelçiler, HSYK değişikliğiyle bağımsız yargının nasıl başbakana bağlandığını mı? Hakim teminatının nasıl yerle bir edildiğini mi?
Neyi anlatacak büyükelçiler 29 yaşındaki bir kara para aklayıcısı tarafından TC Hükümeti bakanlar Kurulunun beşte birinin nasıl rüşvete boğulduğunu mu?
Neyi anlatacak büyükelçiler, yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcıların başbakan tarafından nasıl tehdit edildiğini mi?
Başbakanın talimatıyla Adli kolluk kuvvetlerinin mahkeme kararlarına nasıl karşı çıktığını mı?
İçişleri Bakanı da “Valiler bu yaşananları vatandaşa anlatsın” diyor?
Hangi vali anlatacak? Mülkiye müfettişiyken kalpazanlık davasından başbakanı aklayan Adana Kafası mı millete bu olup bitenleri anlatacak? Kim anlatacak?

Hüseyin Çelik de önceki gün bu konuyla ilgili “”(HSYK’yı siz böyle şekillendirmediniz mi?) diyorlar. Evet, biz şekillendirdik. Arabayı yapan mekanizma da arabada bir arıza çıkarsa onu düzeltiyor. Burda arıza çıktı.” Demiş.
Arıza arabada değil, USTADA, ŞOFÖRDE ve senin gibi muavinlerde!!!

Yapılan şey tam anlamıyla bir zübük siyaseti. Bu hikayenin sonu aslında belli. Erdoğan bütün bu yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını bertaraf etmek için yargıyı değiştirmek, gerekirse onları yargıtayyip, danıştayyip, sayıştayyip yapmak isteyecek, bunu beceremediği takdirde de “SIVIŞTAYYİP” diyerek kaçacaktır. Bu filmin sonunda da Erdoğan’ın başına her siyaset zübüğünün başına gelen gelecek.

Diğer HABERLER