Irak’ın işgaliyle ilgili İngiltere’nin hazırladığı Chilcot Raporu yayınlandı. 2003′te Irak’ın işgaline İngiltere’nin katılması üzerine yapılan bir soruşturma raporu.

6.5 yıl kamuoyundan gizlendi. 6 Temmuz 2016′da açıklandı. Özeti 150 sayfa. Toplam 12 bölüm. Bu raporda oldukça önemli tespitler var.

Şubat 2002 sonlarından itibaren İngiltere, Saddam Hüseyin rejiminden ABD önderliğinde kurtulabileceği yargısına varmış.

Temmuz 2002′de İngiltere Bush’un Irak’a müdahalede sabırsız olduğunu görmüş. 28 Temmuz’da Blair, Bush’a ilettiği mektupta BM kararı alarak hareket edilmesi gerektiğini belirtmiş, seninleyim demiş.

“BM kararı, savaş sebebi(casus belli) oluşturmanın en basit yoludur. Ekim 2002′de askeri tahkikatı yaptıktan sonra da ültimatom verip müdahale yapılır” denmiş.

İngiltere müdahale için Ağustos’tan Kasım 2002′ye kadar Kuzey Irak’a müdahale için plan yapmış.Türkiye’nin buna müsaade etmeyeceği anlaşılmış.

Bu dönemde MHP’nin içinde bulunduğu koalisyon görevdeydi. 1 Kasım 2002′de seçim oldu AKP tek başına iktidar oldu.

Erdoğan 10 Aralık 2002’DE ABD’de Başkan Bush ile yaptığı görüşmede “Irak’ın bir tehdit olduğu ve silahsızlandırılmasında” mutabakata varıldı.

Chilcot Raporunda ise ”Askeri harekat belki sonra gerekli olabilirdi, ama Saddam Hüseyin 2003′te acil bir tehdit değildi” diyor.

Erdoğan 10.12.2002’de CSIS’de “Irak’ın kitle imha silahlarından arındırılmasının Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge ve dünya barışı açısından elzemdir.” Dedi.

Rapora göre “Kesin bir şekilde ülkenin kitle imha silahlarının risk teşkil ettiği yönündeki hükmün de haklı bir gerekçesi yoktu.”

BM Güvenlik Konseyinin çoğunluğu BM denetim ve yönetiminin devam etmesi gerektiği düşüncesindeydi. Peki bizim müdahaleye destek olmamız için hukuki gerekçe tatmin edici miydi?

Rapora göre “İngiltere’nin Irak politikası kusurlu istihbarata dayalıydı. İstihbarat sorgulanmalıydı ancak bu yapılmadı.”

Peki bizim politikamız hangi istihbarata dayalıydı. Kim bilgi verdi?

Rapora göre “Irak’ta iç savaş ve El Kaide’nin faaliyet gösterme riski olduğu yolunda uyarılar vardı.”

Acaba bizde risk analizi yapılmış mıydı?

Pazarlıklar yapıldı. Türkiye’nin destek vereceği söylenmiş. Hatta gemilerde askerler bile gelmişti.

AKP Hükümeti 1 Mart tezkeresini getirdi. Ama Mecliste kabul edilmedi. 20 Mart’ta ve 9 Ekim’de 2 tezkere geçirdik.

Üslerimizi açık. Kapılarımızı açtık. Irak’ın işgalini sağlayan koalisyon güçlerine destek olduk. Sonuçta Irak’ın işgal sürecine katılmış olduk.

İngiltere’nin hazırladığı bu raporda 2005 ortalarından itibaren Irak’ta stratejik başarısızlık olduğunun tartışılmaya başlandığını söylüyor.

Stratejik başarısızlığın anlamı da mezhep çatışmaların artması, demokratik sürecin akameti, teröristlerin zaferi, Irak’ın bölünmesi ve milli devlet olarak varlığını sürdürememesidir. İngiltere’ye göre 2009 yılının Irak’ının 2003 Ocak ayında ifade edilen hedeflerinin uzağındaydı.

Ocak 2009′da “iç politikadaki başarısızlığın Kürt, Sünni ve Şii toplumları arasında çatışmayı artıracağı tesbiti yapmıştı. Derin mezhep çatışması istikrar ve birliği tehdit ediyordu.

İngiltere bu süreci değerlendirmiş ve gelecek açısından da sonuçlara ulaşmış. Özellikle karar alma süreçleri açısından bazıları şunlar:

• Bakanlık seviyesinde kollektif samimi ve bilgiye dayalı bir tartışmanın önemi.
* Risk değerlendirmesi, opsiyonları ağırlıklandırma ve uygulanabilir ve realist strateji ihtiyacı.
* Hükümet seviyesinde liderlik ve koordinasyon.

Bütün bunların üstünde de herhangi bir müdahalenin bütün yönlerinin en üst derecede bir titizlikle hesap edilmesi, tartışılması ve sorgulanması. Karar alındıktan sonra da tam olarak uygulanması.

İngiltere Irak’ın işgaliyle ilgili rapor hazırlayıp aldığı kararları sorgulayabiliyor.

Chilcot Raporu’nun; Blair, bakanları ya da dönemin İngiliz hükümeti aleyhine dava açılmasına zemin hazırlayabileceği söyleniyor.

Peki Türkiye’nin Irak politikasına ilişkin bir rapor hazırlayabildik mi?

Acaba bizler bu kararları alırken asıl bir süreç uygulanmış? Nerelerde değerlendirilmiş? Bir siyasi karar alınmış mı? Değerlendirme yapılmış mı? Siyasi sorumlular nasıl karar almış? Alınan kararlar uygulanmış mı? Süreçle ilgili tavsiyeler ne olmuş?

Erdoğan’a Irak’ın tehdit olduğu bilgisini kim verdi? Irak’ta kitle imha silahları olduğunu kim söyledi?

Irak’a 2002′den önce müdahale edilmesi için Türkiye’den talepte bulunulmuş muydu?

Irak’a müdahale Irak’la ilgili stratejik hedef ve politikalarımız nasıl etkiledi? Türkmen’lerin diğer etnik grupların sahip olduğu her hakka sahip olması gerektiğine dair politikasının sonucu ne oldu?

Irak enerji kaynaklarının Irak’lıların tamamına ait olduğuna dair tezimize ne ölçüde sahip çıktık?

Kerkük’ün özel statüsü ne oldu?

Irak’a müdahaleye destek olmamızın sonuçları ne oldu? Stratejik hedeflerimiz var mıydı? İşgale destek olurken amacımız neydi?

PKK terör örgütünün K.Irak’ta varlığı neden sürdü?
Bağımsız bir Kürt devleti kırmızı çizgimize ne oldu?
Bu süreç içinde Türkiye’de karar verenlerin sorumluluğu nedir?

Şimdi ki Irak’la 2003′teki Irak arasında Türkiye’nin menfaatleri açısından ne farklar vardır?

Aslında bütün bu soruların cevaplarını sizlerde bizlerde biliyoruz.

Bırakınız rapor hazırlanmasını 1 Mart 2003 teskere görüşmelerinin tutanakları bile hala gizli.

Irak konusunda verdiğimiz araştırma önergeleri hep red edildi.

İngiltere sorguluyor. Ders alıyor. Biz ise ne olup bittiğini ancak yabancı kaynakların hazırladığı raporlardan öğrenmek durumunda kalıyoruz.

Sizin adınıza bu kararları alanların ne düşündüğünü, nasıl karar aldığını, neden aldığını ve nasıl sonuç aldığını bilmememiz gerekmez mi? Sorgulamamız gerekmez mi?

Kararların alınma süreci ve bu kararlar ışığında çıkaracağımız dersler gelecek için önemli değil mi?