Kendi kültür ve medeniyet anlayışımızın içinde ekonomik karar ve tercihlerimizi kavrayan bir yaklaşım yok mudur? Ülkenin bayındır hale getirilmesi, insan ihtiyaçlarının giderilmesi misyonu verilen insanın bu misyonu getirirken dayanması gereken esasların günümüzde önemi nedir?

Hoca Ahmed Yesevi’nin gönüllerin birbirine bağlanması, bireysel kurtuluşu değil, mutluluğun herkesin mutlu olmasını istemekle kazanılabileceği, başka gönüllerle birleşmeye ihtiyaç duymayanlar ve benlik davası güdenleri bu yolun dışında gören bilgeliğini anlıyor muyuz?

Yesevi’nin yoksullar, yetimler, mazlumlar, gönlü kırıklar, yolda kalmışlar ve gariplerin güçlendirilmesinin ve toplumsal bünyeye katılmasının toplum ve devletin yetkinleşmesini sağlayacağı bilgesi bize ışık tutuyor mu?

Hoca Ahmed Yesevi’nin açtığı Türk Bilgelik geleneğinde hiçbir insanı “yabancı” görmeyen anlayışını değerini kavrıyor muyuz? Yesevi bilgeliğinin dinin araçsallaştırılması, hurafelerin yaygınlaşması ve tarikatların yozlaşması ile güce itaatin aracı haline gelmesi karşısında yaklaşımını anlıyor muyuz?

Türklerin en önemli politik teori hazinesi olan Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig eserinin günümüzde devlet yönetimi ve toplumsal hayatın ideal işleyişi bakımından ne anlama geldiğinin yorumlanması sorunlarımızın çözümünde bize nasıl yol gösterebilir? Buna dair ne söylenebilir?

Yusuf Has Hacib’in bir insanın ancak mutluluk, akıl ve akıbeti birlikte düşünen ve toplumsal hayata yayan bir yönetim altında yaşayabileceğine, devletin varlığı ve bekasının akıl ve bilgi olduğuna yöneten-yönetilen arasındaki ikiliğin kaldırılmasına dair düşüncesini bugün nasıl sağlayacağız? Hiç üzerinde düşünüyor muyuz?

Yusuf Has Hacib’in toplumsal hayatın değişkenliği ve mutluluğun sürekli olmaması gerçeği karşısında tarihselliğe ve yaşanılan zamanın koşullarına göre nasıl bir yönetim altında mutluluğun sağlanabileceğine dair arayışında keşfettiği gerçeklik olan devletin bekası ve geleneğin sürekliliği ve bunu sağlayan toplumsal hayatın ilkelerini de adalet, toplumsal yararlılık ve doğruluk olarak ifade etmesi bugünü kavramamızın anahtarı olabilir mi?

Maturidi’nin “insana güven duyularak emanet edilen her şey emanet kapsamındadır.” İfadesi ile dinimizin emanete kazandırdığı boyutun sorumluluğunu ve bunun toplumsal öneminin idrakinde miyiz?

Hoca Ahmed Yesevi’nin, Yusuf Has Hacib’in, Farabi ve Maturidi’nin öğretileri aslında ekonomik refahın yaratılmasında sosyal sermayenin ve toplumun bireyleri arasında güven duygusunun sağladığına dair günümüz Batı entelektüellerinin düşüncelerinin temelini oluşturmuyor mu?

Farabi, Yusuf Has Hacib ve Hoca Ahmet Yesevi gibi nice bilgelerin öğretileri aslında günümüzde daha fazla önem kazanan, nüfusun tüm kesimlerine fırsat yaratan kapsayıcı ve maddi ve maddi olmayan refahın toplumun her tarafına dağıtan, “kapsayıcı büyüme” kavramına ışık tutmuyor mu?

En yüksek mutluluğa ulaşma yolunda akıl, bilgi ve hakikati arayışa bu derece önem veren bilgelerin bu öğretileri aslında “bilgi çağı”nı, bilim ve teknolojik gelişmeleri kavramamızı ve bunların temel dinamiğini içselleştirmemizi sağlayacak bir eğitimin esası olamaz mı?