MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, “İç Güvenlik Paketi”ne yönelik eleştirilerde bulundu. MHP olarak molotof, demir bilye, sapan, yüzlerini kapatarak toplantı ve gösterilere katılanlarla ilgili düzenlemeler konusunda tutumlarının açık ve net olduğunu vurgulayan Vural, “Bu konuda MHP’nin yapılacak düzenlemelerin eksik olmasına rağmen geçmesi noktasında herhangi bir itirazı söz konusu değildir” dedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, molotof, demir bilye, sapan, yüzlerini kapatarak toplantı ve gösterilere katılanlarla ilgili düzenlemeler konusunda tutumlarının açık ve net olduğunu belirterek, bu konuda yapılacak düzenlemelerin geçmesi noktasında herhangi bir itirazlarının söz konusu olmadığını belirtti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’na seslenen Vural, “Ey Davutoğlu; hodri meydan sana. Eğer sen molotoftan bonzaiden bahsederek bu kanunu pazarlıyorsan, sizde bir gram siyaset namusu varsa, bu bonzai molotofla ilgili düzenlemeler konusunu ayırın onlarla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu düzenlemelerle ilgili tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koyar. Milleti niye kandırıyorsunuz?” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Bugüne kadar terör örgütleriyle mücadele yerine müzakereyi ön plana alanlar, PKK terör örgütünün asayiş birimleri kurulmasına izin verenler, PKK terör örgütünün mahkeme kurmasına izin verenler, operasyon yapma yetkisini almak suretiyle operasyon yapmamaları talimatları verenler, TSK’yı iç güvenlikten çıkartanlar, yavuklusundan mektup bekler gibi Kandil’den mektup bekleyen ey serok Ahmet; hodri meydan size. Milleti aldatıp kandırmayın. Yandaş candaş gazeteler, medyalar, milleti aldatıp kandırmayın. Molotofsa molotof, bilyeyse, sapansa sapan, elinizi tutan kim var? PKK terör örgütünün silahlarıyla birlikte kalmasını meşrulaştıracaksınız, Peşmergeyi PKK terör örgütüne destek için ağır silahlarla göndereceksiniz, ABD’nin silah dağıtmasına izin vereceksiniz, kamu düzeni için PKK ve Kandil’den, İmralı’dan medet umacaksınız, hangi utanmazlıkla kalkıp siz hangi yüzle kalkıp terör ve şiddet eylemleriyle mücadele etmek için bu kanunu getireceğiz diyeceksiniz.

Taş atan çocukları serbest bıraktıran siz değil misiniz? Yasa dışı örgüt sembollerini suç olmaktan çıkartan siz değil misiniz? Ne kadar utanç vericidir ki 15 Şubat’ta terörist başı için yürüyüş düzenleme hükümetin izni ile oldu. Düşünün bir terör örgütü, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum bir terörist için devlet gösteri yapılmasına izin veriliyor. Siz hangi yüzle kalkıp bunlarla ilgili hususlarda adım atmayanlar, AKP ile PKK ve HDP paralel yapılanmasıyla siz kalkıp bu tezgahları milletin önüne farklı göstereceksiniz. Bu ne yüzsüzlüktür ya.”

Bu tasarının silahla PKK ve KCK devleti kurmak için işbirliği yapanlarla, ellerine geçirdiği güçle zulüm ve korku devleti kurmak isteyen paralelcilerin tasarısı olduğunu savunan Vural, “Bu tasarı ‘ver başkanlığı al özerkliği’ pazarlığının bir parçasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz hukuk devleti, hürriyet, hukukun üstünlüğüne aykırı olan uygulamalar konusunda itirazlarımızı ileri sürüyoruz” ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkan Vekili Vural, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhuriyet savcısına ait yetkilerin valilere verilmesine, valiye ait yetkilerin kolluk amirlerine, kolluğun yetkilerinin de genişletilmesine yönelik olarak bir keyfi korku devleti, olağanüstü hal uygulamasına karşı biz tavrımızı ortaya koyuyoruz. Bizim tavrımız özgürlüklerdir. Sapanla uğraşıyorum diyorsun, kaleşnikofa izin veriyorsun. Poşuyla uğraşayım diyorsun PKK terör örgütünün ele başını lehinde gösteri yapılmasına izin veriyorsun. Bu ne utanmazlıktır ya. Millete yalanı pazarlayın, bu tasarı açıkçası AKP ile PKK ve HDP arasında yürütülen pazarlıkların bir tasarısıdır. Müzakerenin bir tasarısıdır. Bu tasarı İmralı ile müzakere edilmiştir, HDP ile müzakere edilmiştir. Bu tasarıdaki itirazlarımız konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bizimle hiç bir görüşmesi yapılmamıştır. O bakımdan bu tasarı açıkçası istihbari dinlemelerin önünü açmak, muhaberat devleti oluşturmak, önleme yakalaması adı altında herkesi potansiyel bir suçlu, makul bir şüpheli olarak görüp, bunları toplumdan uzaklaştırmaya ve sindirmeye yönelik bir korku devletinin unsurudur.

Bu tasarı PKK’ya KCK paralel devletini oluşturmak, kendisine de başkanlık sistemi adı altında despot bir yönetimi sağlamak amacıyla hazırlanmış bir diktatörlüğe geçiş yasasıdır. Al birini vur ötekisine. Silahı meşrulaştıranlar, silahın gölgesinde siyaset yapanlarla, silahla müzakere ederek millete korku salmak isteyen AKP’nin paralelinin hazırladığı bir tasarıdır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kanun konusunda Meclis’e talimat gönderdiğini ifade eden Vural, “Sen kimsin ya? Sen milletin üstünde misin? Milletin egemenliğini Türkiye Büyük Millet Meclisi kullanır. Sen ancak önüne gelen iş ile ilgili kullanırsın. Ama Cumhurbaşkanı yaptığı toplantılarla yok şu yasa çıkmalı yok bu bilmem ne yapmalı diyerek AKP’yi yönetiyor, yönlendiriyor ve Meclis’e talimat veriyor. Böyle bir şey olabilir mi ya? Sen sultan mısın? Meşruti monarşi mi burası ya? Bu majestelerinin parlamentosu değil, bu sarayın parlamentosu değil, bu milletin parlamentosu” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Sayın Cumhurbaşkanı kalkıp diyor ki ‘Molotof atılması ile şehit olan Serap kızımızı bir kenara koyamayız’… Peki sana soruyorum; Serap’ı yakanlar hapiste değil mi? Kamuoyuna sanki Serap’ı yakanlar ceza almamış gibi hava oluşturuyorlar. Serap’ı yakanlar hapiste. Peki ben sana soruyorum; bu Serap’ı yakanlardan birisi MİT görevlisi, peki bu görevi kim verdi? Sen mi verdin? Bir devlet kurumuyla ilişkili birisinin bu terör eylemlerine girmesi karşısında, bir MİT görevlisi olması karşısında ne düşünüyorsun?”

“AKP’nin iradesini PKK’ya teslim ettiğini, milletin özgür iradesini gasp etmek suretiyle bu süreci millete zorla kabul ettirmeye yönelik bir tezgahın içerisinde olduğunu” savunan Vural, “Bugün geldiğimiz bu noktada bir taraftan TSK’yı iç güvenlikten alanlar şimdi de jandarmayı valiliklere bağlamak suretiyle devleti silahsızlandırıyorlar” dedi.

Oktay Vural, Özgecan Aslan cinayetine ilişkin de Başbakan Davutoğlu’nun “kadına uzanan eli kıracağız” sözünü hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Keşke bu söylediklerini yapabilsen, daha önce de yolsuzluk yapan kardeşimiz olsa elini koparırız demiştin. Ne oldu, kime ne ceza verildi? Bırakın kol koparmayı, hırsızlık, yolsuzluk yapanlar aklanmadı mı?”